TIR VE KAMYON SÜRÜCÜLERİ EMEKLERİNE SAHİP ÇIKIYOR

EFENEWS

Bir ülkenin ihracatını konuşuyoruz.

Gümrük kapılarını, lojistik merkezlerini, Avrupa’ya açılan yolları, Ortadoğu’ya uzanan ticaret koridorlarını konuşuyoruz. Ama çoğu zaman bütün bu malların direksiyon başındakiler tarafından taşındığını unutuyoruz.

TIR ve kamyon şoförleri…

Bütün bunları konuşurken Karayolu Taşımacılığı Sendikası (KATAŞ-SEN) öncülüğünde tır ve kamyon sürücülerinin hak mücadelesinde anlatmalıyız.

Günlerce, haftalarca evinden uzak kalan; gecesini aracının kabininde geçiren, kilometrelerce yol yapan, sınır kapılarında saatlerce hatta günlerce bekleyen insanlar.

Onlar yalnızca yük değil, ülkenin üretimini, ihracatını, ticaretini ve hayatın kendisini taşıyorlar. Türkiye’nin AB ülkelerine ihracatının yüzde 40’tan fazlasının karayoluyla gerçekleştiğine dikkat çeken İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) ‘nda  vize, transit geçiş kotaları, ek maliyetler ve sınır kapılarındaki beklemelerin taşımacılık açısından önemli sorunlar oluşturduğunu belirtiyor.

Fakat direksiyon başındaki işçinin emeği, çoğu zaman taşınan yükün değerinden daha görünmez.

SINIRDA BEKLEYEN SADECE TIR DEĞİL, İNSANDIR

Bugün uluslararası taşımacılık yapan bir şoförün karşısındaki sorun yalnızca kilometre değildir.

Vize sorunu, kota sorunu, transit geçiş sorunları, gümrüklerde uzun bekleme süreleri, yakıt ve yol maliyetleri, dinlenme alanlarının yetersizliği, ailesinden uzak kalmanın yükü vardır. Ve bütün bunların üzerine çalışma hayatındaki güvencesizlik eklenmektedir.

Eylül ayında Kapıkule’de KATAŞ-SEN ve Uluslararası Şoförler Derneği öncülüğünde yapılan açıklamada şoförler, özellikle Schengen bölgesindeki 90/180 gün uygulamasına, sınır kapılarındaki beklemelere ve çalışma koşullarına dikkat çekti. Şoförler, uluslararası taşımacılık yapan çalışanların turist gibi değerlendirilmemesini ve çalışma koşullarına uygun bir vize düzenlemesi yapılmasını talep etti.

Burada mesele yalnızca bir vize meselesi değil, mesele emeğin sınırlar arasında nasıl tanımlandığıdır.

Bir şoför Avrupa’ya tatil yapmak için gitmiyor.

Direksiyon başında çalışmak, yükünü teslim etmek ve evine dönmek için gidiyor.

ŞOFÖRÜN ÇALIŞMA SÜRESİ 24 SAAT

Bir başka büyük sorun ise ücret ve sosyal güvence meselesi.

KATAŞ-SEN’ in Kapıkule’deki açıklamasında dile getirilen talepler arasında, şoförlerin gerçek kazançlarının bordroya yansıtılması, taban ücret hakkının güvence altına alınması ve vize veya operasyonel nedenlerle çalışamayan şoförlerin ücret ve SGK primlerinin korunması da bulunuyor. Bu talep son derece önemli. Çünkü alınan ücret yalnızca bugünün sofrasını belirlemiyor.

Yarınki emekli maaşını da belirliyor.

Bordroda düşük ücret, gerçekte farklı kazanç…

Bugün birkaç kuruşluk hesap gibi görünen mesele, yıllar sonra emeklilikte büyük bir yoksulluğa dönüşebiliyor. İşçinin emeğinin gerçek karşılığı neyse, sosyal güvenlik sisteminde de karşılığının bulunması gerekir.

GÜMRÜK KAPILARINDA İNSANİ KOŞULLAR ŞART

Bir şoförü günlerce sınır kapısında bekletip sonra yalnızca “işlemler devam ediyor” demek yeterli değildir.

O insanın; tuvalete, duşa, temiz suya, yemeğe, sağlık hizmetine, güvenli dinlenme alanına, haberleşme imkânına ihtiyacı vardır. Bunlar lüks değildir. Bunlar insan olmanın asgari ihtiyaçlarıdır.

Nitekim Ticaret Bakanlığı da Temmuz 2026’da Kapıkule ve Hamzabeyli başta olmak üzere sınır kapılarındaki yoğunluk ve bekleme sürelerini Bulgaristan makamlarıyla görüşmüş; geçişlerin hızlandırılması için personel ve teknik altyapının güçlendirilmesine yönelik tedbirlerden söz etmiştir.

Ancak mesele yalnızca sınır kapısının kapasitesini artırmakla bitmez.

Sınırda bekleyen insanın yaşam koşullarını da konuşmak gerekir.

KAMYON ŞOFÖRÜNÜN SORUNU SADECE AVRUPA’DA DEĞİL

Uluslararası TIR şoförünün Avrupa’da yaşadığı sorunları konuşurken Türkiye’nin kendi yollarındaki kamyon ve TIR şoförlerini de unutmamak gerekiyor.

Türkiye’nin şehirlerarası taşımacılığında çalışan şoförlerin de benzer biçimde uzun çalışma süreleri, düşük ücret baskısı, dinlenme alanlarının yetersizliği, park problemi, artan yakıt ve yol maliyetleri, iş güvencesi, sigorta ve emeklilik sorunları, iş kazaları ve trafik güvenliği gibi başlıklarla karşı karşıya kalabildiği görülüyor.

Bir şoförün işi yalnızca “kamyonu kullanmak” değildir.

Yükü teslim alma, yükü koruma, evrak işlemleri, gümrük süreçleri, beklemeler, teslimat baskısı ve zamanla yarış da işin bir parçasıdır.

Bu nedenle şoförlük sıradan bir meslek gibi görülemez.

Ayrı ve güçlü bir mesleki ve sosyal güvence çerçevesine ihtiyaç vardır.

KATAŞ-SEN’ in de dile getirdiği Şoför Meslek Kanunu talebi bu tartışmanın önemli başlıklarından biridir.

DİREKSİYON BAŞINDAKİ İNSANI GÖRMEK

Trafikte bir TIR gördüğümüzde çoğu zaman sadece büyük bir araç görüyoruz.

Oysa o kabinin içinde bir insan var.

Belki üç gündür ailesini görmemiş bir baba…

Belki çocuğunun doğum gününü kaçırmış bir anne…

Belki yaşlı anne-babasını haftalardır göremeyen bir evlat…

Belki kredi borcu, kira, okul masrafı ve geçim derdi arasında kilometrelerce yol yapan bir emekçi…

Biz çoğu zaman yükün tonajını hesaplıyoruz.

Ama insanın taşıdığı yükü hesaplamıyoruz.

İşte KATAŞ-SEN öncülüğünde ortaya konulan mücadeleyi yalnızca bir sendikal mücadele olarak değil, aynı zamanda bu görünmeyen emeğin görünür hale getirilmesi çabası olarak okumak gerekiyor.

Çünkü mesele sadece şoförlerin meselesi değil. Şoförün taşıdığı yük hepimizin hayatına dokunuyor. Market rafındaki ürün, fabrikaya ulaşan hammadde, hastaneye ulaşan malzeme, ihracat ürünü, soframıza gelen gıda…

Hepsinin arkasında bir lojistik zinciri var ve o zincirin en önemli halkalarından biri direksiyon başındaki emekçidir.

ARTIK ŞOFÖRÜN SESİ DE DUYULMALI

Tır ve kamyon sürücülerinin hayati sorunları karşısında birlikte mücadele ettiği Karayolları Taşımacılığı Sendikası (KATAŞ-SEN) şu talepleri dile getiriyor:

Vize hakkı, sosyal güvence, gerçek ücret, meslek yasası, sınır kapılarındaki insani koşullar, dinlenme hakkı ve iş güvenliği bir bütün olarak ele alınmalı.

Uluslararası taşımacılık yapan şoförler için ülkeler arasında daha kalıcı bir koordinasyon mekanizmasının oluşturulması da ayrıca önem taşıyor.

Vize değişecekse önceden bildirim…

Sınır kapısında olağanüstü yoğunluk oluşacaksa erken uyarı…

Şoför günlerce mahsur kalacaksa insani destek…

Yük bozulma riski taşıyorsa hızlı müdahale…

Bunların hepsi için kurumsal bir mekanizma gerekiyor.

Çünkü ticaretin sınırları olabilir ama insan onurunun sınırı olmamalıdır.

Ve artık şu cümleyi daha yüksek sesle söylemenin zamanı geldi:

DÜNYAYI BİZ TAŞIYORUZ!

BİZ DURURSAK, DÜNYA DURUR!

Cemal BİLGİN

İlginizi Çekebilir

BABÜLMENDEB BOĞAZI VE HUSİLER

EFENEWS – Babülmendeb Boğazı son günlerin en çok konuşulan ve dünya ekonomisini sarsan olayların yaşandığı …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir