Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), dokuz yıldır tutuklu bulunan Osman Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin kararını açıkladı. AİHM’nin 17 yargıçtan oluşan Büyük Dairesi, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) altı maddesini ihlal ettiğine hükmetti.
AİHM’nin temyiz organı olarak görev yapan Büyük Daire’nin nihai nitelikteki kararını AİHM Başkanı Mattias Guyomar açıkladı. Kararda, “Mahkeme, davalı devletin başvuranın en kısa sürede serbest bırakılmasını sağlamasının zorunlu olduğuna karar vermiştir” ifadelerine yer verildi.
Türkiye’den karara yönelik ilk tepki ise Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum’dan geldi. Uçum, “AİHM haddini bilsin” diyerek, “Hiçbir uluslararası mercinin milli yargımıza talimat verme hadsizliği kabul edilmez” açıklamasında bulundu.
Sivil toplum alanındaki çalışmalarıyla tanınan iş insanı Kavala’nın ikinci başvurusu, AİHM’nin 10 Aralık 2019 tarihinde Türkiye aleyhine verdiği ilk kararın ardından kendisine karşı uygulanan tüm tedbirleri kapsıyordu.
Mahkeme kararında, Kavala’nın devam eden tutukluluğunun ortaya çıkardığı sonuçların ortadan kaldırılması ve tespit edilen ihlallerin etkili şekilde giderilmesi amacıyla Türkiye’nin mümkün olan en kısa sürede gerekli tüm uygun önlemleri hayata geçirmesi gerektiği belirtildi.
ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARINA VURGU
AİHM, Anayasa Mahkemesi kararlarına tam olarak saygı gösterilmesinin hukukun üstünlüğünün korunması açısından zorunlu olduğuna dikkat çekti.
Kararda, “Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesi’nin de belirttiği gibi, kararlarının uygulanmaması bireysel temyiz başvurularının etkinliğini tehlikeye atabileceği gibi başvuranları kendilerine tanınan hakların somut faydasından mahrum bırakarak anayasal düzeni de zayıflatabilir” ifadeleri kullanıldı.
AİHM ayrıca Kavala davasında belirlenen ihlallerin, özellikle hassas siyasi boyutları bulunan davalarda yürütme organının bazı yargı kararları üzerinde doğrudan veya dolaylı etkide bulunmasını kolaylaştırabilecek yapısal eksikliklere işaret ettiğini vurguladı. Mahkeme, söz konusu eksikliklerin yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin güvenceleri etkilediğini belirtti.
ALTI MADDEDE İHLAL TESPİT EDİLDİ
Büyük Daire’nin nihai kararında Türkiye’nin AİHS’nin altı maddesini ihlal ettiğine hükmedildi.
- madde kapsamında insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağının ihlal edildiğine karar verildi. Mahkeme, Kavala’nın müebbet hapis cezasına çarptırılmasının AİHS’nin 3. maddesiyle bağdaşmadığı sonucuna vardı.
- madde kapsamında özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiği belirtildi. AİHM, Kavala’nın 10 Aralık 2019’dan bu yana maruz kaldığı özgürlükten mahrumiyetin tamamının keyfi olduğuna, makul gerekçelere dayanmadığına ve AİHS’de belirtilen meşru amaçlardan hiçbirini gözetmediğine hükmetti.
- madde kapsamında adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşıldı. AİHM, Kavala hakkında yürütülen ceza yargılamasının hem yargılamanın adil seyrini hem de mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin güvenceleri etkileyen ciddi kusurlar barındırdığını belirtti.
- madde kapsamında ifade özgürlüğü, 11. madde kapsamında ise toplantı ve dernek kurma özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verildi. AİHM, ulusal mahkemelerin Kavala’ya orantısız ve keyfi bir cezai sorumluluk yüklediğini kaydetti.
Mahkeme ayrıca davada Ceza Kanunu’nun yorumlanma biçiminin yasanın uygulama alanını öngörülemez şekilde genişlettiğini belirtti. Bu yorumun keyfi müdahalelere karşı gerekli asgari korumayı sağlamadığı ve bu nedenle “yasa ile öngörülmüş” olarak kabul edilemeyeceği ifade edildi.
- madde kapsamında haklara getirilecek kısıtlamaların sınırlanmasına ilişkin hükmün de ihlal edildiğine karar verildi. AİHM, Kavala’nın ulusal düzeyde beraat etmiş olmasına ve mahkemenin ciddi ihlaller belirlediği hukuken bağlayıcı iki karara rağmen özgürlüğünden mahrum bırakılmaya devam ettiğine dikkat çekti.
Kararda bu durumun, “hukukun üstünlüğü ilkesinin özünde yer alan temel güvencelere yönelik son derece ciddi bir ihlali ortaya koyduğu” belirtildi.
TÜRKİYE 113 BİN 342 EURO ÖDEYECEK
AİHM’nin kararı doğrultusunda Türkiye’nin Osman Kavala’ya tazminat ödemesine de hükmedildi.
Mahkeme masrafları dahil olmak üzere Türkiye’nin ödeyeceği toplam tutar 113 bin 342 Euro olarak belirlendi.
Büyük Daire’yi oluşturan 17 yargıcın tamamı kararda aynı görüşü paylaşmadı. İki yargıç farklı görüş bildirdi ve karar büyük ölçüde 2’ye karşı 15 oyla şekillendi.
Çoğunluktan farklı görüş benimseyen isimlerin Türk yargıç Saadet Yüksel ile Boşnak yargıç Faris Vehaboviç olduğu belirtildi.
UÇUM: AİHM’NİN KARARI SİYASİ
AİHM kararının ardından iktidardan ilk açıklama Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum’dan geldi.
Uçum, X hesabından yaptığı açıklamada AİHM kararını “siyasi proje” olarak nitelendirerek, “AİHM bir derece mahkemesi olmadığı gibi hiçbir surette hiyerarşik üst yargı merci de değildir” dedi.
AİHM kararlarının esastan kesin bağlayıcılığının bulunmadığını savunan Uçum, “AİHM kararlarının usulden mahkemeleri bağlayıcılığı, ihlal tespit edilen dosyanın ihlalle ilgili konuyla sınırlı olarak mahkemesi tarafından yeniden ele alınması zorunluluğudur” ifadelerini kullandı.
“AİHM haddini bilsin” diyen Uçum, açıklamasını “Belli ki Türkiye AİHS’e taraf olma durumunu ve AİHM’e bireysel başvuru imkanını gözden geçirmeye zorlanıyor” sözleriyle sürdürdü.
AİHM KARARLARINA UYMAK ZORUNLU
AİHS’nin 46. maddesine göre, sözleşmeye taraf devletler açısından AİHM kararları bağlayıcı nitelik taşıyor.
Türkiye, AİHS’yi 1950 yılında imzaladı ve 1954’te onayladı. Bireysel başvuru hakkını 1987’de tanıyan Türkiye, AİHM’nin zorunlu yargı yetkisini ise 1989’dan bu yana kabul ediyor.
AİHM kararlarının uygulanması bireysel veya genel önlemler yoluyla gerçekleştiriliyor. Bireysel önlemler, başvurucunun hakkının ihlal edilmesine yol açan nedenlerin ortadan kaldırılmasını amaçlıyor. Genel önlemler ise başvuruya konu olan ihlalin herkes açısından giderilmesini ve benzer ihlallerin devam etmesinin önlenmesini sağlayacak tedbirleri kapsıyor.
AİHM kararlarının uygulanıp uygulanmadığı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından takip ediliyor.
Türkiye’nin AİHM tarafından verilen kararlara genel uyum düzeyinin oldukça yüksek olduğu belirtilirken, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş davaları gibi kritik dosyalarda bu uyum oranının daha düşük olduğu ifade ediliyor.
EfeNews Görünür Haberlerin Adresi