Nepal’de yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği sel felaketinin ardından bilim insanları iklim değişikliğinin Himalayalar’daki buzullar üzerindeki etkisine dikkat çekti. Felaketin nihai nedeninin iklimsel mi yoksa buzulbilimsel mi olduğu henüz kesinleşmezken, uzmanlar artan sıcaklıkların buzul çökmeleri ve buzul gölü taşkınlarının sıklığını ve şiddetini artırdığına işaret ediyor.
Nepal’in Çin sınırına yakın Rasuwa bölgesinde dağlık alandan kopan buzul parçalarının tetiklediği çığın ardından meydana geldiği belirtilen sel felaketinde can kayıpları artmaya devam ediyor.
Felaketin ardından bilim dünyasında iklim değişikliğinin bölgedeki buzullar ve buzul gölleri üzerindeki etkisi ile bu değişimin sel gibi buzul kaynaklı afetlerin riskini artırıp artırmadığı yeniden gündeme geldi.
“Nihai nedeninden emin değiliz”
Innsbruck Üniversitesi Coğrafya Enstitüsü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Arnaud Temme, Nepal’deki felaketi iklim ve buzulbilim açısından değerlendirdi.
Temme, olayın kesin nedeninin henüz belirlenemediğine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bu felaketin nihai nedeninin buzulbilimsel mi yoksa iklimsel mi olduğundan emin değiliz ancak sıcaklık artışına paralel olarak küresel ölçekte buz erimesi ve kalıcı olarak donmuş toprakların (permafrost) çözülmesinin hızlandığını gözlemliyoruz. Nepal’de yaşanan olaylar zincirini, buzulun altında kalan bir kaya duvarının çökmesi ya da buzulun kendisinin kısmen çökmesinin tetiklemesi oldukça olası.”
“Sıklığını ve şiddetini artırıyor”
İklim değişikliğinin buzul kaynaklı afetler üzerindeki etkisine değinen Temme, Himalayalar açısından dikkat çeken bir uyarıda bulundu:
“İklim değişikliği, Himalayalar’daki buzul çöküntülerinin ve buzul gölü taşkınlarının sıklığını ve şiddetini artırıyor. Bu durum, sıcaklıkların artmasının durduğu ve buzullarla nehirlerin buna uyum sağladığı yeni bir normalin ortaya çıkmasına kadar büyük ölçüde beklenen bir durum. Ne yazık ki bu, on yıllar sürecek.”
Himalaya vadileri için büyük risk
Bu tür afetlerin özellikle dar Himalaya vadileri ve nehirlerin aşağı kesimlerinde yaşayan topluluklar açısından “son derece tehlikeli” olduğunu belirten Temme, ilk çöküş ile sel arasında çok kısa bir süre bulunabileceğine dikkat çekti.
Temme, “Gördüğümüz gibi, ilk çöküş ile şiddetli sel arasında geçen süre çok kısa olabilir ve izleme ağları yetersiz. Vadilerde genellikle sınırlı barınma alanı var. Bu da selin hızlı ve yüksek seviyede akmasına neden olur” dedi. Küresel ısınma devam ettikçe benzer olayların daha sık yaşanabileceğini belirten Temme, gelecekte daha yıkıcı felaketlerin meydana gelebileceği uyarısında bulundu.
Nepal’deki felakete can kaybı 350’yi aştı
Nepal’in Çin sınırına yakın Rasuwa bölgesi ve çevresinde 26 Ağustos’ta meydana gelen sel felaketinde yetkililere göre 350’den fazla kişi hayatını kaybetti. Kayıp kişilere ulaşılması için arama kurtarma çalışmaları sürüyor.
ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi, bölgede sel öncesinde meydana gelen sismik hareketi ilk olarak deprem şeklinde açıklamış, daha sonra verilerini güncelleyerek 5,2 büyüklüğündeki hareketin kaynağının buzul çökmesi olduğunu bildirmişti.
Katmandu merkezli Uluslararası Dağlık Kalkınma Merkezi’nde görev yapan uzmanlar da sele, dağlık alandan kopan buzul parçalarının tetiklediği çığın neden olduğunu belirtmişti.
EfeNews Görünür Haberlerin Adresi