
EFENEWS – 20 Eylül 2003 tarihinde Suriye’nin kuzeyinde Rojova denilen bölgede kurulan PYD (siyasi parti) ve YPG (silahlı kanadı) feshi dün resmen örgüt elebaşlarından Mazlum ABDİ tarafından ilan edildi.
Şam Halk Sarayı’nda örgütün misyonunun sona erdiğini, fesih işlemi ile birlikte Suriye devlet kurumları ve resmi ordusuna tamamen entegre edildiklerini bildiren Mazlum Abdi, dünya kamuoyuna örgüt adına resmi olarak duyurmuştur.
Suriye’de Esad rejiminin 8 Aralık 2024 tarihinde devrilmesiyle birlikte, Suriye’nin kuzeyinde ABD’nin himayesi ve TIR dolusu silah yardımları ile birlikte gücünü ve etkinliğini artıran YPG, Amerikan himayesinde bugünlere kadar gelişip büyüyerek, bölgenin ekonomik geliri ve siyasi yapısına da hükmedip, etkin bir güç haline gelmiştir.
Suriye’de iç savaşın sona ermesi, ülkemizde başlatılan “Terörsüz Türkiye” hamlesi ve yasası ile PKK’nın silah bırakıp, tüm unsurları ile fesih kararı alması neticesinde, bu karara PYD/YPG’nin de uyması bekleniyordu. Ancak sürekli itiraz ve ayak sürümelerle uzayan süreçte alınan bu karar, geç de olsa, müsbet bir gelişmedir.
PKK/YPG’nin, ABD ve Trump’ın uzun süredir bölgede sürdürdüğü varlık mücadelesinde, özellikle Türkiye’nin baskısı ile; ilk aşamada 10 Mart Mutabakatı ile Suriye Devlet kurumlarına entegrasyonu öngörülmekteydi. Ancak bu mutabakat askıda kaldı.
Deyrizor, Rakka, Haseke başta olmak üzere Suriye’nin kuzeyinde Suriye devlet güçlerinin hâkim kılınması bölge barışına ve huzuruna çok olumlu etki yapacaktır. Ancak bu açıklamanın da 10 Mart mutabakatı gibi sonuçlanması, bölge ülkelerini ve Türkiye’yi olumsuz etkiler. Tabii ki Türkiye böyle bir olumsuz gelişmeye karşı net tavrını da ortaya koyar.
İsrail’ in katliam ve ilhaklara devam ederek, Suriye’nin su kaynaklarının bulunduğu Golan tepelerini işgal etmesi, sınırlarımızın 70 km ötesindeki bir üssü bombalaması, Gazze ve Lübnan’da ateşkes ihlallerini sürdürmesi, bölge ülkeleri için hem tahrik hem de başlı başına bir güvenlik sorunudur. PYD/YPG fesih duyurusunu “olağanüstü bir gelişme” diye yorumlayan ABD’nin Suriye ve Irak Büyükelçisi Tom Barrack, İsrail’in bu terörist devlet yaklaşımına hala seyirci kalarak, bölge barışı sözlerinin güvenilirliğine şüphe düşürmektedir.
Suriye’deki iç savaş sürecinde Türkiye ve Amerika arasında sürekli bir tartışma ve ayrışma konusu olan PYD/YPG’den, Amerika’nın kendi bölgesel çıkarları doğrultusunda, bu yapıyı her daim sahiplendiği akıllardan çıkarılmamalıdır.
Yine de Suriye’nin kuzeyinde 20 bin ile 30 bin arasında bir silahlı güce sahip olduğu söylenen, bölgedeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) güçleri ve kadın kolları ile beraber, zamana ve şartlara bağlı olarak, bölgedeki milis güçlerinin de katılımı ile birlikte sayılarının 60 bine ulaştığı, bazen 100.000’lerin ifade edildiği, ülkemizin sınır bölgesinde bulunan bu yapıyı; “silahlı illegal yapı” olarak tanıdığı bu örgütün, Suriye devlet güçleri ile entegrasyonu çok önemlidir.
Terörsüz Türkiye kavramını, iç ve dış kamuoyunda ete kemiğe büründürmek açısından, ülkemiz dışişleri ve istihbarat örgütlerinin, Genelkurmay ve MSB ile birlikte dikkat ve titizlikle takip edeceği bu açıklama ve gelişmeler, Suriye sınır güvenliğimiz, bölge barışı ve iç barış için de önemli bir atmosfer oluşturabileceği ümidini taşıyorum…
Ali BOZKUŞ
EfeNews Görünür Haberlerin Adresi